15/7/2008 - Benim Çiçek Çocuklarım

KONUYA GİRMEDEN ÖNCE:
Geçen günlerde, KONYA EREĞLİ ÇOCUK YUVASINDAN gelen çocukların terbiyesine, toplum içindeki davranışlarına, duyarlılıklarına, gözü tokluluklarına hayran kaldım. Bin bir emek ve öz veri ile çalışan, tüm personel arkadaşımı gönülden kutlarım. Hepinize sevgilerimle..
-------------- BENİM ÇİÇEK ÇOCUKLARIM Hepimiz zaman zaman yaşamın yükünden bunalır ve ait olduğumuz yerden gitmek, uzaklaşmak, kendimizle baş başa kalmak isteriz. Bazen tüm evrenle birken, bazen kalabalıkların içinde bile yalnızızdır. Yine bazen olayların karşısında çelikten beden, bazen de yaralı bir kuş oluruz. Yaşımız ve cinsiyetimiz ne olursa olsun, sevginin gücüne, sevdiklerimizin ve sevenlerimizin varlıklarına ihtiyaç duyarız, aynen ekmek ve su gibi. Ama genelde bu hisse çocukken daha çok ihtiyaç duyarız. Çünkü ruhumuzun ihtiyacı sevgidir ve onunla şekilleniriz. Bununla birlikte güven, aidiyet duygularımız gelişir. Ama bilinçaltı, ego da, gizli düşmanlarımız olarak, pusuda sürekli bekler bizi...Çocukken, çevresel şartlar, davranış şekilleri ve öğretiler ile ruhumuz ya beslenir, ya da zehirlenir. Aynen hamura şekil vermek gibi.. Yani, ne ekersen onu biçersin misali. O gün güzel yurdumun güzel bir şehri olan, Konya Ereğli Çocuk Yuvasında yaşayan, 11 tane minik, sevgi dolu yüreği tanıdım. Hepsi birbirinden tatlı, sıcacık, pırıl pırıldı. Yolda yürürken, elimi beş dakikacık tutmanın mutluluğunu yaşayabilmek adına, adeta birbirleriyle yarıştılar. Oysa ki, bilmediler o minik ellerden de, benim yüreğime akan ve beni besleyen koşulsuz sevgiyi. Belki onlarca kez ” bizi unutma, ziyaretimize gel, yer olmasa bile, yatağımda benimle yatarsın,” cümlesini duydum. Çünkü onların kalp gözü açıktı ve bire bin verebilecek çağda idiler. Bir minicik tatlı söz, bir bakış, burada ve sizinleyim mesajı onlar için yeterliydi. Hepimiz bazen ne gereksiz harcamalar yapıyor, madde dünyasında ne olduğumuzu ve neler yapabileceğimizi unutuyoruz. Oysa Ereğli de, bulunduğumuz şehirlerde, yanı başımızda, bizden ilgi, destek bekleyen niceleri var. Ne olur bu kadar kör olup, kendimizi kandırmayalım, ya da yardım etmemiz gerekenlerden pirim yapmayalım. Sadece bir gün ben de, benim çocuğum da aynı durumlarda olabilirdi diyelim. Maneviyatın verdiği huzuru hiç bir şeyin vermeyeceğini unutmayalım. Biz istersek tek yürek olabiliriz, biz istersek yokdan var edebiliriz ve biz istersek her yere yetişebiliriz .. Şimdi düşünün, kendinizden başka kaç kişi için ne yaptınız? Seviyor ve değer veriyorsak; hissettirmeli ve çabalamalıyız, Söz veriyorsak; yerine getirmeliyiz, Duyarlılık, yardımlaşma lafları ediyorsak; ahkam kesmeden uygulamalıyız, Yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın şova dönüşmesine izin vermemeliyiz. Ve lütfen taşın altına hep birlikte ellerimizi koyalım. Çünkü o taşlar, bir gün yerlerini pırıl pırıl inci tanelerine bırakacak. Bir gün yaşamımızın her hangi bir anında geriye döndüğümüzde, acaba bizlerden var olan kaç tane inci tanesi görebileceğiz? O gün bana ısrarla, “ bizi unutma, ziyaretimize gel” diyen benim çiçek çocuklarım, siz de beni unutmayın. Ben size minicik bir sevgi verdiysem, siz bana 11 tane yürek verdiniz. İçlerinden bir kız çocuğununun, giderken boynundan çıkarıp bana taktığı kolyenin, yaşamım boyunca bana uğur getireceğini biliyorum….
Ve ben tüm yüreğimle sizi seviyorum..
Not: Yanımda olan, katkıda bulunan tüm arkadaşlarıma varlığınızdan ve duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyorum..
|